-
“Unuttun mu beni, her şeyimi
Sildin mi bütün izlerimi
Hiç düşmedim mi aklına?”
Sevgiyi, aşkı, her şeyi geçtim. Beni hiç sevmemiş ol. Hiç sevmeyecek ol. Ama hiç mi özlemiyorsun? Ensene kondurduğum ıslak bir öpücüğü veya kafanı göğsüme bastırışımı. Belki avuçlarını koklayışımı. Özlemek benim için nefes almak gibi oldu. Özledikçe büyüyor. Baktım özleyecek şey kalmamış, kaşık tutuşunu özlüyorum. Tuttuğun takım yenince coşkulu olmanı özlüyorum, yüzünün çok nadir kızarışını, parmaklarının kenarını soymanı, iç geçirmelerini, gözlerini kırpıştırmanı, vanilyalı puding gibi kokmanı… Hatta öfkeli susuşlarını, ters ters bakmalarını, o mütemadiyen içimi parçalayan “peki”lerini bile özlüyorum. Sana dair her şeyi özlüyorum. En ufak, önemsiz detaylar büyüyor şimdi. Sırtıma yük olarak biniyor. Kalbimi yoruyor.
Hiç mi özlemiyorsun?
Tabi ki özlemiyorsun.
