bodur tavuk her dem taze

Sorular burdan!   Aşk yoktur, libido vardır.

Hasan koydular adımı
Dedemmiş, ağaymış, büyük adammış
Hasan gel Hasan
Olmadı, git Hasan

Tenim koyuydu, Arap dediler
Arap aşşa Arap yukarı
Azcık sokakta oyna Hasan
Kafamızı dinleyelim

Okula başladım ama
Öğrenemedim renkleri
Bana göre mordu trafik lambaları
Gözüm öyle görmek istedi belki
Belki de gönlüm

Olmaz dediler
Arap renkleri öğrenemedi
Okuyamayacan mı sen yoksa
Büyük adamdı senin deden

Hasan, Hasan olduğuna bin pişman
Rengimi ağartabilsem ağartırım
Yaramazım diye laf ettiler
Üstüne bin beterini etti Hasan!

Oysa ne olacaktı kırmızıya mor desem
Ekvatoru öğrenemesem
He deseydiniz de gönlüm olsaydı
Belki o zaman kavga etmeyecem

Hasan ileri, Hasan geri
Ağladım, çikin ağlıyo dediler
Kaçtım, serseri mi olacan dediler
Oysa tek isteğim kendim olmak
Bir de denizde balık tutmak

Gidemiyorum da bu memleketten
Anam ölürmüş
Bir de babam var
Adı tek L ile okunan

Aman Hasan ananı üzme
Aman diyim baban yaşlandı
Amca beni artık tembihleme
Tek isteğim senden
Mor lambaları sevmen.

— 6 years ago with 13 notes

sevgiliplath:

Gerçekten sevdiğim pek az insan var, hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.

(Gurur ve Önyargı-Jane Austen)

bunun için üzgünüm

— 6 years ago with 829 notes
‘’i can’’
-Yukong

‘’i can’’

-Yukong

(Source: 1000drawings, via 1000drawings)

— 6 years ago with 491900 notes

“Anlat bakalım Yukongfen, nasıl taşıdın dağları?” Israrla sormaktan vazgeçmedin, bense hep seni “hayat bu” diye korkutmaya devam ettim. İçimden geldi sana bir sır vereyim: korkma, hayat bu sefer bildiğini okuyamayacak ve ben bir gün anlatacağım sana bu hikayeyi, hem de İtalya'daki kilisede… Sonra sen göster bakalım kendini neredesin diye soracaksın ve ben sağımı solumu karıştırmamak için ellerime bakıp işaret parmağımla dokunacağım, işte burada!

Benim mavi çocuğum. İlk başta tek kelime bile etmiyorken şimdi susmak bilmiyorsun ya, ofluyorum belki ama aslında hiç susma istiyorum, bir yandan da kolumu sık, Pehli korkuyorum… Nasıl kandırdım seni (hayır sen beni), nasıl sarhoş oldum, nasıl koştum. Bacaklarımdaki yara izleri kaldı ama kalbimdekiler geçti çünkü sen geldin, sen değdin, sızıverdin içime. Küçücüksün ya korumak istiyorum seni her şeyden - derken  büyüyüp Pehli amca oluyorsun da göğsüne yatıyorum, en sevdiğim amcam değilsin belki ama en yakın arkadaşımsın, aklımdan geçenleri okuyorsun çünkü medyumsun, çünkü sen bensin. Uçurtma olup uçuyoruz, bir çiçekte kendimizi buluyoruz,  sonra lalesiyle ünlü başka bir yere gidiyoruz, bütün kafa karışıklıkları bitip yenileri başlıyor ama ne olursa olsun; kollarım arkada birleşiyor.

— 6 years ago with 2 notes
home is where you are •

home is where you are •

— 6 years ago with 4 notes
"Yine çok güzel ve şirin. Yüzü çocukluğumun şekerci dükkânlarına, şimdiki çiçekçi vitrinlerine benziyor, ışık ve renk içinde."
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
— 6 years ago with 5 notes
Kaya:Ne söylediğini dinleyemeyecek misiniz?
Eyşan:Siz hiç aşık olmadınız mı, eğer ne söylediğini dinlersem inanırım.
— 6 years ago with 408 notes

“Misket limonu?” dedi, anlamadım.

“Lime var ya hani, küçük limon. Sen osun işte. Küçük misket limonumsun. Gözlerim kahve diyorsun ama içleri kırmızı. Seninle vakit geçirmenin ne demek olduğunu hiç öğrenemeyeceksin, keşke sen de bilebilsen. Keşke ne kadar güzel olduğunu görebilsen. Hiç hissetmediğim şeyleri hissettiriyorsun bana. Sen bana çok iyi geliyorsun misket.”

— 6 years ago with 3 notes